Kişi, genelde bulunduğu konumu ve ortamı “alıştığı için” güvenli bulur ve değişime direnç göstermesi doğaldır.

 

 

Başarı korkusunun nedenleri aşağıdaki şekilde gruplandırılabilir: 

• Yükselen beklentileri karşılayamamaktan korkma

• Başarıyı yineleyememe, sürdürememe korkusu

• Başarının yüklediği yeni sorumlulukları taşıyamama korkusu

• Çıtanın yükselmesi nedeniyle rahat çalışamama korkusu, çok zaman ve emek ayırmaktan, artan baskıdan korkma

• İnsanların kendisinden bekledikleri yeni düşünce ve davranış modellerini geliştirememekten korkma

Kişiliğin Tutarlı Olması İhtiyacı 

• “Başarılı olunca ben, ben olmam”

• Önceden eleştirdiği kişilerin özellikleriyle özdeşleşmekten korkma

• Değerlerini ya da sahip olduklarını kaybetmekten korkma

• Kişiliğinin değişmesini gerektirecek yeni görev ve sorumlulukları üstlenmekten korkma

• “Örnek olmak” zorunda kalmaktan korkma

Dışlanmayı Önleme 

• “Geride bıraktıkların düşmanın olur”, “Meyveli ağacı taşlarlar”

• Ait olduğu yaş, gelir, eğitim vb grubundaki yerini kaybetmekten korkma

• Yeni ulaştığı düzeydekiler tarafından dışlanmaktan korkma

• Aile ilişkilerinde dengesizlikten korkma

• İlişkide bulunduğu insanların kendisini yalnızca başarısı ve bunun getirdiği kazançlar nedeniyle sevmesinden korkma

Diğer korkular

• Başardığında yine de mutlu, tatmin olamamaktan korkma

• Başarıyı sürdürmek için gerekli motivasyonu bulamamaktan korkma

• Tanınmaktan, özel hayatının örseleneceğinden korkma

• Kendisinden daha “üstün” birilerinin ortaya çıkıp yerini alacaklarından korkma, rekabetten korkma

Ana sorun: Belirsizlik Korkusudur 

Kişi, genelde bulunduğu konumu ve ortamı “alıştığı için” güvenli bulur ve değişime direnç göstermesi doğaldır. Aslında insan iki koşulda değişimi kolayca göze alır: Değişimin getireceği yeni koşulların kendisi için yararlı olacağından kesinlikle eminse ya da içinde bulunduğu koşulların kendisi için zararlı olduğundan kesinlikle eminse! Başardığı zaman herşeyin daha iyi olacağının garantisi yoksa, olasılıkları tahmin bile edemiyorsa, genel prensip geçerli olur: “Sakın bilmediğin suda yüzme!”

Başarı Korkusunun Göstergeleri ve Sonuçları 

Başarı korkusu duyan ve kendini engelleyen kişilerin ortak noktası, daha önce benzer işlerde en az bir kez yüksek performans göstermiş, başarmış olmaları. Dolayısıyla başarıdan çekinen kişi, başaracağını biliyor. Bilinçsizce kendini sabote ediyor:

• Daha önce elde edilmiş yüksek başarı düzeyini sürekli hale getirmemek için çaba gösteriyor, eski düzeyde kalıyor

• Tam başarmak üzereyken vazgeçiyor ya da önceliği az başka işlere yoğunlaşıyor

• Problem çözmekte, karar vermekte zorlanıyor

• Hedefleri tutturamıyor, bunun için gerekli motivasyonu bulamıyor

• Gelişmek, elindekinden daha fazlasını elde etmek ve başarmak için istek duymuyor

• Başarı elde ettiğinde suçluluk, kaygı ve kafa karışıklığı hissediyor

• Elde ettiği başarıya leke sürüyor, aşağılıyor

• Konsantrasyon güçlüğü çekiyor

Tüm bu eylemlerin kaçınılmaz sonuçları ise düşük performans, düşük motivasyon ve mutsuzluktur. Bu durumu iyileştirmek isteyen yöneticilerin, çalışanları motive ederken seçim sorunları ve yanlışları oluşur.

Yöneticilerin “Motivasyon” Sorunu 

Yönetici çoğu zaman çalışanın yaşadığı korkuyu tanımlayamaz, kafa karışıklığı ve isteksizlik üzerine yoğunlaşır. Hedef yükseltir, ödülleri çekici hale getirir.

Bireyin sorunu “kişiye özgü, içsel” olduğu halde takım çalışmalarını veya rekabeti öne çıkaran programlara yönelir. Oysa başarmaktan korkanın son istediği şeydir rekabet! Bireyin zihinsel ve duygusal olarak kendi içinde “güçlenmesi” gerekir. Başarıdan zevk alması, gelecek koşullara güven duyabilmesi ön koşuldur. Bu yönde motivasyona katkıda bulunan yönetici, başarısını daha önce izleyip takdir ettiği bir çalışandan sürekli en yüksek performansı alabilir, bilgi ve deneyim kurum içinde kalır ve yeşerebilir.

İnançlar ve Özdeğer İlişkisi 

Başarı korkusu çeken kişi öncelikle bunun farkına varmalı, zihninin derinliklerinde kazılı olumsuz inançları ve düşünceleri ortaya çıkarmalı ve olumluya dönüştürmelidir.

“Başarılı olmayı hak etmiyorum”; “Ben değersizim”; “Ne yaparsam yapayım, yeterli olamam”; “Yeniden başlamak bana ‘amaç’ hissi veriyor”; “Zirvede yalnız kalırsın”; “Orada kalmak, çıkmaktan daha zordur”; “Bu yalnızca talihtir, gün gelir tersine döner” gibi inançlar bizim ilerlememizi engelleyen korkuyu beslerler. Bunların oluşumunda aile gelenekleri, eğitim ortamı, sosyal tanımlar, travma ve yenilgi ile sonuçlanmış rekabet gibi kötü anılar vardır.

Örneğin, babam bizi hep babaannemin bir öğüdü ile büyütmüştü: “Önden gidenin başına, sondan gidenin arkasına vururlar, ortadan gitmeli insan” diye!! Çok şükür bir yandan da “Bizim lugatımızda ‘Yapamam!’ kelimesi yoktur, zoru başarmak en tatlı şeydir, sizler en yüksek başarılara layıksınız” diye beynimiz yıkanmıştı da, bugün başarı öcüsü bizi korkutamıyor.

Küçük beyinlerimizin bilinçsizce kaydettiği inançların gölgesinde oluşturduğu “Özdeğer” varsayımları başarı ile yakından ilgili. Kişi kendine verdiği değeri nasıl tanımlıyorsa, sabote etmek için onu seçiyor. Varsayımlar şöyle olabilir:

• Başarılı insanlar değerlidir

• Yüksek eğitim görmüş kişiler değerlidir

• Yüksek mevkideki, bol para kazanan, ün yapmış kişiler değerlidir

Birey “Ben değersizim, iyi şeyleri hak etmiyorum, daha üstün koşullara layık değilim, öyleyse başarımı engelleyerek (eğitimimi yarıda keserek, kazandığım parayı çarçur ederek, dağınıklık, dalgınlık, tembellik sergileyerek, maymun iştahlı davranıp işten işe atlayarak) bunu sürdürebilirim, kendimi cezalandırabilirim. Bilinmeyen sularda yüzmekten ve değişmektense, burası daha güvenli, hak ettiğim de bu zaten….” gibi bir mantık yürütebilir örneğin. Kişinin kendine biçtiği değer ne kadarsa, elde edip rahat edeceği ortam da, o kadarını sağlayan ortamdır.

Share This

Mutluluk Bültenine üye olun

Mutluluk Kolay tekniği ile tüm streslerinizden kurtulun 

İlham verici gerçek hikayeler okuyun

Eğitim fırsatlarını kaçırmayın

 

Siz de Mutluluk Bülteninden yararlanan binlerce kişiden biri olun!

Tebrikler! Mutluluk Bültenine kayıt oldunuz