Bahar geldi, sabrımıza değdi… Gül artık arkadaşım!
Bazen çok sevindiğinizde, kahkahalara boğulduğunuzda, gizliden gizliye içinizi korku sardığı oluyor mu? “Çok güldüm, acaba çok ağlayacak mıyım?” diyor musunuz? […]
Bazen çok sevindiğinizde, kahkahalara boğulduğunuzda, gizliden gizliye içinizi korku sardığı oluyor mu? “Çok güldüm, acaba çok ağlayacak mıyım?” diyor musunuz? […]
Bu sabah Peanut ile birlikte parka gittik. Mutluluğumun nedeni bu. Acısı azalmış olmalı ki, gece boyunca huzurlu uyudu, sabah uyanınca
“Şu Reiki dedikleri nedir, Allahaşkına? Böyle bir şey var mı? Moda mı, safsata mı, bir işe yarar mı?” Reiki hakkında
Martı, benim için önemli bir başlangıçtı. Yirmi yaşındaydım o zaman. Ankara’daydım, üniversite kantinlerinde, tiyatro klubünde, kampüsün muhteşem kütüphanesinde geçirdiğim uzun
Martı’yı okumuştum ya, hemen birkaç ay sonra hayatıma Marmaris’in Martısı girivermişti. Sıcak bir günde, mimarlık kantinindeki arkadaşların uzun sohbetine katılmak
“Herkes, kalbinin kendisini nereye çektiğini titizlikle gözlemlemeli ve sonra da var gücüyle o yöne atılmalıdır.” – özdeyiş Hayatımızın ilk günlerinden
Okşan ve Hepşen’in balkon sefaları… Her sabah mamalarını gövdeye indirdikten sonra, masanın üzerine yayılıyorlar ve Temmuz güneşini kemiklerine sindiriyorlar. Bu
Yaşamımdaki seçimlerime yardım eden, yön gösterenlerden biri, bir martı oldu. Tıpkı fotograftakine benzeyen, gri ve bej rengi benekli, bir çaresiz
Geçen akşam çok sevdiğimiz arkadaşlarımız ile İstanbul’dan biraz uzaklaştık, bir köy lokantasında mezeli bir akşam yemeği yedik. Çevremizdeki herşey